24 Şubat 2026

74

Filiz Özen

Liyakat 2.0

Liyakat: Yapay Zekâ Çağında Yeniden Tanımlanan Bir Kavram

Liyakat kavramı hiç bu kadar konuşulmamıştı. Ama belki de hiç bu kadar tartışmalı da olmamıştı.

Kelime anlamıyla liyakat; bir görevi hak etme yeterliliği, ehliyet ve uygunluk demek. Yani bir işi yapabilme kapasitesi. Fakat tarihsel olarak baktığımızda kavram yalnızca bireysel yetkinliği değil, sistemin adil işleyişini de ima eder. Buradan meritokrasiye geliyoruz.

Meritokrasi Gerçekten Adil mi?

Meritokrasi: "En iyilerin yükseldiği düzen." Peki gerçekten öyle mi?

Michael Young, 1958'de yazdığı The Rise of the Meritocracy kitabında meritokrasiyi bir ütopya olarak değil, bir distopya olarak kurguluyordu. Çünkü yalnızca ölçülebilen başarıyı esas alan bir düzen zamanla empatiyi ve toplumsal adaleti aşındırabiliyor.

Bugün yeniden şu soruyu sormak zorundayız:

Meritokrasi gerçekten adil mi, yoksa yalnızca ölçtüğümüz şeyleri mi kutsuyoruz?

Bilgi Çağından Yorumlama Çağına

Napolyon "Savaşın %90'ı bilgidir" derken bilgiye sahip olmanın belirleyici olduğunu söylüyordu. Bugün ise bilgiye ulaşmak neredeyse eşitlendi. Yapay zekâ saniyeler içinde rapor yazıyor, analiz yapıyor ve öngörü üretiyor.

Peki fark nerede?

Fark, veriyi nasıl yorumladığımızda.

Bir eğitim sırasında Murat Levent Hoca'nın verdiği şu örnek aklıma geliyor:

"Veri bir yemek olsaydı ne olurdu?"

Cevap: Zeytinyağlı yaprak sarma.

Dışarıdan sade görünen ama içi emekle dolu bir yemek… Ham veri de böyledir. Yapay zekâ sana yaprağı verir; içini dolduran sensin. Sonucu belirleyen şey özen, etik ve bilinçtir.

Algoritmalar Liyakatı Ölçebilir mi?

Bugün algoritmalar performansı ölçüyor elbet. Ama şu sorular hâlâ açık:

  • Potansiyeli ölçüyor mu?
  • Sadakati ölçüyor mu?
  • Öğrenme kapasitesini ölçüyor mu?
  • Karakteri ölçüyor mu?

Amazon'un işe alım algoritmasının bir dönem erkek adayları sistematik biçimde daha yüksek puanladığı için geri çekildiğini hatırlayalım. Model geçmiş veriyi öğrenmişti ve geçmiş zaten önyargılıydı. Algoritma tarafsız değildi; yalnızca verinin mirasını taşıyordu.

Elon Musk bir noktada en büyük hatalarından birinin, yeteneğe gereğinden fazla değer verirken karakteri göz ardı etmek olduğunu söyler. Harvard Business Review'da artan character-based leadership yaklaşımı da bunu destekler.

Kurumsal Hayatta Liyakat Krizi

Kurumsal hayatta liyakat ile sadakat arasındaki çizgi her geçen gün daha da bulanıklaşıyor.

  • Terfiler gerçekten katkıya mı dayanıyor?
  • Yoksa görünürlüğe mi?
  • Hedef tutturmak mı liyakat?
  • Yoksa zor soruları sormak mı?
  • Çatışmadan kaçınmak mı, yoksa gerektiğinde durabilmek mi?

Gerçek şu ki liyakatsizlik yalnızca adaletsizlik değildir; aynı zamanda disengagement üretir.

Gallup verileri dünya genelinde çalışan bağlılığının hâlâ %23–25 bandında olduğunu gösteriyor. Türkiye'de birçok sektörde yıllık çalışan devir oranları %18–30 seviyelerinde. İnsanlar yalnızca maaş için kalmıyor; anlam ve adalet algısı zedelendiğinde iş anlamını yitiriyor.

Z Kuşağı ve Yeni Beklentiler

Z kuşağı bu konuda daha net: şeffaflık istiyor, amaç istiyor ve ölçümün adil olduğuna inanmak istiyor. Bu beklentiler karşılanmadığında ise çalışanlar sessizce ayrılıyor.

Yapay zekâ çağında liyakatın yeniden tanımlanması gerekiyor. Çünkü algoritma, ona verdiğimiz prompt kadar tarafsızdır. Bakış açısını belirleyen ve çerçeveyi çizen hâlâ biziz.

Yeni dönemde liyakat = Yetkinlik + Karakter + Etik Muhakeme + Öğrenme Kapasitesi

Veri, İnsan ve Karar

Florence Nightingale'in 1853–1856 yılları arasındaki Kırım Savaşı sırasında yalnızca hemşirelik yapmakla yetinmeyip ölüm oranlarını sistematik biçimde kaydetmesi ve veriyi karar alıcıların anlayacağı şekilde görselleştirmesi bunun erken bir örneğidir. Veri ancak insan hayatı bağlamında anlam kazanır.

Michelangelo'nun "Davut zaten mermerin içindeydi, ben ona ait olmayan parçaları çıkardım" sözü de aynı gerçeği anlatır. Yapay zekâ mermeri sunar; fakat fazlalığı ayıklayan hâlâ insandır.

Mindfulness ve Karar Kalitesi

Mindfulness romantik bir kavram değil; otomatik hızlanmaya direnebilme becerisidir. Durabilmek, veriyi sindirebilmek ve deneyimi kararın içine katabilmek anlamına gelir.

Yeni Soru: Performans mı Güvenilirlik mi?

Liyakat artık yalnızca "Kim daha iyi?" sorusu değildir.

Asıl soru: Kime güvenilir?

Gelecekte şirketleri rakiplerinden ayıran şey hangi modeli kullandıkları değil; o modelle hangi kararları aldıkları ve o kararları almadan önce kimin gerçekten durup düşündüğü olacak.

Yapay zekâ çağında biz performans mı arıyoruz, yoksa güvenilirlik mi? Ve liyakatı gerçekten ölçmeye hazır mıyız?