Netflix’in gelir modeli doğal olarak üyelik gelirlerine dayanıyor. Yakın gelecekte bu gelirlere Reklam Destekli Plan ile reklam gelirleri de eklenecek. Firma aynı zamanda Netflix orjinal yapımlarını başka dağıtıcılara da lisanslayıp lisans geliri de elde etmeyi hedefliyor.
Netflix’in Güçlü Yönleri
Netflix'in güçlü bir markası ve itibarı var. 2020'de dünyanın en değerli 26. markasıydı, ancak aynı zamanda 2019'dan 2020'ye kadar piyasada büyük bir değer kaybı yaşadı (%72). 2019 yılında en saygın 4. marka oldu. Netflix, son 10 yılda istikrarlı bir şekilde büyüyor ve dünya çapında 190 ülkede varlığını sürdürüyor. 200 milyondan fazla abonesi var, bu da şirkete yapım ve dağıtım firmaları karşısında güçlü bir pazarlık gücü veriyor. İzleyicilerin ilgisini çeken kaliteli film ve diziler üretiyor. Ayrıca film festivallerinde ödül adaylıkları ile yavaş yavaş ön plana çıkmaya başladı. Pazarın talebine ve değişken teknolojilere göre hizmeti değiştirme ve revize etme yeteneğine sahip. Netflix'in üyelik planları abonelerine makul bir fiyata gyet büyük bir değer önerisi sunmaya devam ediyor. Doğal olarak seyirci kablolu TV ya da sinemaya gitme alternatifleri yerine Netflix'i daha ucuz buluyor.
Netflix’in Zayıf Yönleri
Netflix orjinal yapımları hızlı bir biçimde üretimeye başlamasına rağmen diğer yapım ve dağıtım şirketlerine oranla kendi elindeki lisans sayısı daha azdır. Netflix küresel olarak faaliyet göstermekle beraber geliri büyük ölçüde Kuzey Amerika pazarına bağlıdır (toplamın yaklaşık %50'si). Ayrıca, birçok ülkede orijinal içeriğin olmaması Amerika dışındaki talebi düşürmektedir. Küresel varlığı, borcunu her yıl artıran büyük miktarda fon gerektirmektedir ve bu nedenle borç yükü zamanla artmaktadır (Not: Borç yükü genelde kulağa hoş gelmemekle beraber bu unsuru Netflix'in bir zayıf yönü olarak saymak veya saymamak için Netflix'in diğer finansal bilgileri ile birlikte daha geniş bir değerlendirme gerekir). Netflix, belirli sayıda üyelik planı seçeneği sunarak kullanıcıya özelleştirme sunmaz. Ayrıca, Netflix diğer rakip dijital yayın platformları fyatlarını düşürürken ya da abonelerine farklı seçenekler sunarken Netflix fiyatlarını piyasaya göre arttırmıştır.
Fırsatlar
Netflix, Çin gibi hizmet vermediği diğer birçok ülkeye hala girebilir. Şirket, yeni pazarlardaki varlığını artırmak için yerel pazarda stratejik ortaklıklar yapabilir. Netflix reklam destekli planlara şu ana kadar "hayır" demekle beraber diğer birçok rakibi reklamlardan milyarlarca dolar gelir elde etmeye devam ediyor (2023 yılında Netflix de reklam detekli planlarını kullanıma sunacak). Şirket, küresel olarak genişlemek ve daha ucuz rakiplere karşı daha verimli rekabet etmek için yalnızca mobil bir planla daha düşük fiyatlı bir seçenek sunabilir. Yerel dillerde bölgeye özgü içeriğin birçok ülkede olumlu olduğu biliniyor bu nedenle farklı coğrafyalarda yerelleştirmeye daha fazla odaklanabilir. Aylık ücretler üzerinde indirimler sunan abonelik türünde kullanıcılar yıllık planlara geçmeye teşvik edilebilir ve böylece Netflix'in sevilen programlarını izlemeyi bitirdikten hemen sonra yaşanan iptal sorunlarını önleyebilir.
Tehditler
Dijital yayın platform sektörü tüm dünyada büyüyor ve Netflix kadar güçlü isimler olan rakiplerin sayısı da artıyor. Çin'in yabancı içeriği kısıtlaması gibi bazı katı hükümet düzenlemeleri genişlemeyi engelleyebilir. Binlerce kişi hala korsan içerik indirmenin yollarını buluyor ve birçok kişi aynı anda bir hesabı paylaşıyor. Saldırıya uğrayan ve ele geçirilen Netflix hesaplarının sayısı artıyor ve bu devam ederse kullanıcıların rakiplerine geçiş yapmasına neden olabilir.
Netflix’in Dijital Dönüşümü
Netflix’in dijital dönüşümü konusunda ufak bir araştırma yaptığınızda Netflix’in DVD kiralama iş modelinden VOD iş modeline dönmesiyle beraber dijital dönüşümünü tamamladığını anlatan onlarca yorum ve yazı bulabilirsiniz. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi dijital dönüşümün 2 temel düsturu açısından mevzuyu değerlendirdiğimizde Netflix’in henüz dijital dönüşümünü tamamlamadığını anlayabiliriz. Netflix’in kuruluşundan günümüze kadar yaşanan süreç gayretli, azimli, yatırım hacmi yüksek ve başarı ile uygulanmış bir dijitalleşmeden ibaret.
Netflix’in birisini (olası bir rakip) beklemeden kendi kendini nasıl yok etmesi gerektiğine odaklanalım.
Bu düşünce sistematiği bizi temel olarak içerik çeşidinin arttırılması yoluyla mevcut Netflix algısını (şu anki Netflix algısı film ve dizi dijital içerik platformu) yıkarak (yok edilerek), bunun çok ötesine geçip rakiplerin ulaşamayacağı bir seviyeye Netflix’i konumlandırmaya götürür. Bunu hayata geçirebilmemiz için uygulayacağımız stratejiyi “All-in Stratejisi” olarak adlandırıyoruz.
All-in Stratejisi
All-in stratejisini anlamak için dijital içerik sağlayaıcıların sahip olduğu temel 2 boyutu incelemekle işe başlayalım. Bu boyutlardan ilki içerik çeşidi (genre) sayısı ile içerik (title) adedi. Grafik üzerinden de anlaşılacağı üzere içerik çeşidinin arttırılması bizi X ekseninde sağ tarafa, azaltılması ise sol tarafa götürecek. Her platform için içerik adedinin arttırılması tartışmasız bir koşu olarak önümüze çıktığı için Y eksenini değerlendirmiyoruz bile. Grafiğin daha rahat anlaşılabilmesi için Mubi ve Shudder platformlarını örnek olarak verebiliriz. Mubi bilindiği gibi Stanford MBA mezunu Efe Çakırel tarafından 2007 yılında “auteur” yani sinema dilinde yönetmenin odağa alındığı, kameranın bir nevi yönetmenin göz olduğu film türleri dikeyinde faaliyet gösteren bir platform. Shudder ise sadece korku ve gerilim filmleri dikeyine odaklanan bir platform. Netflix, Amazon Prime, DisneyPlus gibi platformlar içerisinde maceradan, çizgi filme, belgeselden komedi filmlerine kadar geniş bir yelpaze görüyoruz. Bu durum da yukarıda değindiğimiz gibi grafiğimizin sağ tarafı oluyor. Bir an bu noktada duralım ve içerik çeşidi boyutu hakkında düşünelim.
Acaba Netflix mevcut içerik çeşidi sayısını arttırabilir mi? Seyircilerin büyük çoğunluğunu oluşturan "millenial"ların daha fazla etkileşim beklentilerinin olduğu ve yapımların daha fazla içine girmek isteyebilecekleri varsayımından yola çıkarak Netflix’in sadece mevcut "genre"larla sınırlı kalmadan yeni ve hatta çoğu aykırı sayılabilecek içerik tiplerini de kütüphanesine katması gerekli.
İçerik çeşidinin arttırılması ile ilgili somut örnekler verelim:
- Bir orjinal yapımda yer almış aktör veya aktrisin ana karakter (ya da anlatıcı) olacağı kamera arkası içeriği, yönetmen ve oyuncu yorumları ile seyretme özelliği, yeni içerik "premiere"leri için oyuncularla ve film ekibi ile beraber seyretme (online) özelliği, oyuncuların sette 1 günlerini nasıl geçirdikleri veya özel yaşamları ile ilgili belgeseller.
- Görsel efekt, ses ve müzik, kostüm, casting, lokasyon ve set, bilgisayar efektleri vb. temalı özel kamera arkası içerikleri.
- Canlı streaming ile dünya tiyatroları, Broadway performansları ve sirk gösterileri (örneğin canlı Cirque du Soleil gösterileri),
- Canlı streaming ile yayınlanan içerik için kulis arkası, set arkası içeriğinin eş zamanlı izlenebilmesi,
- Eğlence konseptinin dışında pratiğe yönelik eğitim konuları; canlı ve online anlatımla dersler, mesleki eğitimler, banttan ve hatta canlı ameliyat gösterimleri.
- Yine canlı ve online streaming ile partiler, sergiler, konferans, seminer ve davetlere katılım,
- Spor müsabakaları.
Yukarıda verdiğimiz örneklerle sınırlı kalmamakla beraber yaratıcılığımızı genişletebilir ve listeyi uzatabiliriz. Konumuzun başında bahsettiğimiz 2 boyutun ikincisini unuttuğumuzu zannetmeyin. Dijital platformlarda bulunan diğer bir önemli boyut da
içeriğin sunulma tarzı. Bunu örnekleri verdikten sonraya sakladık ve muhtemelen hepimiz tahmin edebiliyoruz. İçeriği sunma tarzımızın da sadece VOD iş modelinde kayıtlı içeriği sunmanın ötesi geçip, daha henüz oluşmamış tabiri caizse yaratılmamış içeriği de abonelerine sunmalı Netflix. Sardinya Port Cervo’da yaz akşamlarında yapılan bir “White Party”ye katılmayı kim istemez?
Oculus’umuzu başımıza geçirip eş zamanlı olarak Netflix üzerinden böyle bir partiye ya da bir tiyatro veya gösteriye katılmak artık teknolojik olarak da hayal olmaktan yıllar önce çıktı. Örnekleri çoğaltalım
- Bir Netflix abonesi olarak Harvard Üniversitesi'nde verilen bir ekonomi dersini canlı olarak seyretmek, hatta ilgili dönem boyunca katılım sağlamak ve daha da ötesinde dönem sonunda online yapılacak bir sınav ile bir katılım sertifikası almak hoş olmaz mı?
- Ya da Broadway'de hit olmuş Miss Saigon, Cats, Hamilton gibi müzikalleri online canlı olarak seyretmek oldukça zevkli olabilir.
- İlginç bir son örnek olarak John Hopkins Hastanesi'nde yapılan bir açık kalp ameliyatını seyredebilme imkanı da bir hayli dikkat çekici olabileceğini söyleyebiliriz.
Böylece bu örneklerle beraber yavaş yavaş Netflix'in etrafında bir ekosistem oluşturmaya başladık. Yukarıda verdiğimiz "ekonomi dersi", "müzikal gösteri" ve "ameliyat" içeriklerinin
in-app satış teklifleri
ile mevcut abonelere sunulduğunu düşünün. Böyle bir olası durumda Harvard Üniversitesi, Broadway ve John Hopkins Hastanesi de Netflix'in doğal içerik sağlayaıcısı konuma gelecekler ve oluşan gelirden paylarını alacaklar.
Kısacası, Netflix içerik sunuş tarzını da çoklamalı, VOD hazır kütüphane gösterimlerinin yanı sıra canlı, online ve metaverse deneyimleri de eklemeli.
Bu deneyimlerin eklenmesiyle Netflix bir dijital içerik sağlama platformu kimliğinden sıyrılıp bir dijital içerik pazaryeri (Digital Content Marketplace) haline gelecek. Bu canlı, online ve metaverse içerik karşılığında Netflix yeni ve ciddi bir ek gelir turnikesi yaratarak abonelerden in-app gelir elde edecek ve içerik sağlayıcıları ile paylaşacak. Tüm bu büyüyen yapı içinde abonelerin kaybolmaması, diledikleri içeriğe kolayca ulaşabilmeleri için Netflix’in bir “matchmaking effect” yaratması bunun için de kuvvetli bir gelişmiş arama arayüzü hazırlaması gerekli.
Görüldüğü gibi sadece 1-2 paragraf içerisinde Netflix’i dijital içerik platformu kimliğinde sıyırıp çok daha geniş, derin bir marketplace iş modeli esaslı bir dijital ekosisteme dönüştürdük. Tabiri caizse Netflix'in mevcut algısını yok edip dijital dönüşümün ikinci düsturunu sağladık.
Sonsöz veya Aykırı İçerikler Sınırı
All-in Stratejisini tahmin edilebileceği gibi dijital içerik platformu işine henüz başlayan işletmelere önermiyoruz. Bu iş koluna yeni adım atmış firmaların öncelikle belirli niş alanlarda ilerlemeleri ve sadık bir dijital network kitlesi oluşturduktan sonra gelişme ve büyüme fazına geçmeleri daha uygun olacaktır (Bu işletmeler alttaki grafikte Startup Bölgesi'ndeler).
Grafikte seyirci memnuniyet bölgesi olarak da kırmızı çizgilerle belirlenmiş alanı belirledik (Bu alanın dışında kalan platformların aboneleri memnuniyetsizdir gibi bir anlam çıkmasın. Bu belirlediğimiz kırmızı bölge teorik bir bölge ve müşterilerin terchilerini de içine alıyor). Sol yandaki 1. bölgede belirli bir dikeyde ciddi sayıda içerik sunan platformlar varken, sağ yandaki 2. bölgede fazla sayıda genre ile yine ciddi sayıda içerik sunan platformlar olduğunu varsayıyoruz. Bu durumda bir stratup'ın ilerlemesi gereken 2 yolu siyah oklarla işaretledik. Startuplar ya bulundukları dikeyde kalıp içerik sayılarını arttıracaklar ya da hem içerik hem de genre sayılarını aynı anda arttırmayı deneyecekler. Diğer taraftan hali hazırda sektörde faaliyet gösteren dijiral içerik platformları için film, dizi ve benzeri içeriklerin haricinde içerikleri de kapsayarak yani grafikte mor çizgi ile belirttiğimiz "Aykırı İçerikler Sınırı"nı aşıp
All-in Stratejisi
uygulamaları kaçınılmaz duruyor. Büyük firmalar, işe yeni başlayan startuplardan bu noktada ayrılırlar ve dikey içerik stratejisine geri dönemezler. Bu nedenle all-in stratejisini uygulamak zorundadırlar. İşe yeni başlayan startuplar dikey stratejide her ne kadar niche bir pazarda ilerlemek zor olsa da “other people’s network” yaklaşımı kullanılabilir. Startupların bu yolculuklarında büyük oyuncuların "satın alma" teklifleri ile karşılaşmaları da olasıdır çünkü büyük platformlar da All-in Stratejisine satın alımlar ile ilerleyecektir.
Murat Levent Demircan
Kasım 2023