Yeni Çağın Pazarlama Problemi: AI Agent da Bizi Görecek mi?
Google'ın ilk sayfasında birinci sıradasınız ama ChatGPT müşterinize rakibinizi öneriyor. Şimdi ne olacak?
2026 yılı, Forrester tarafından bir "Güven ve Değer Yarışı" olarak tanımlanıyor. Ancak bu yarışın kuralları değişti.
Tüketiciler belirsizlik ortamında “duygusal güven” ararken, yeni karar vericilerimiz olan yapay zeka agent’ları “matematiksel netlik” arıyor.
Dolayısıyla pazarlama stratejileri artık sadece tüketicinin kalbine dokunmakla yetinemez; aynı zamanda algoritmaların mantığına da hitap etmek zorunda. Çünkü bu yeni çağda markaların en büyük sermayesi, her iki tarafın da anlayabileceği bir “netlik” olacak.
Pazarlama dünyası bu yeni dönemde taktiksel bir dönüşüm geçiriyor. Artık sadece doğru hedefleme veya kişiselleştirmeden bahsetmiyoruz; bu kavramların Agentic Sistemler ve Answer Engine Optimization ekseninde yeniden tanımlandığına şahit oluyoruz.
Verinin sadece toplanması değil, makineler tarafından “anlamlandırılabilir” hale getirilmesi, bu pragmatik arayışın merkezine oturuyor.
Görünürlüğün Ontolojik Değişimi
Bu sistemlerin ve optimizasyon ihtiyacının yükselişi, aslında pazarlamanın en köklü alışkanlıklarından biriyle vedalaşmamız gerektiği anlamına geliyor.
Pazarlama tarihi boyunca görünürlük kavramını hep insan duyuları üzerinden tanımladık. Bir ürünün raftaki rengi, bir reklam panosunun boyutları veya Google'da kullanıcının gözüne çarpan o ilk sıradaki mavi link...
Tüm stratejimizi, kanlı canlı insanların dikkatini saniyelerle çalmak üzerine kurduk. Çünkü parayı harcayan da kararı veren de insandı.
Ancak bugün, ticaretin en temel denklemi sessizce ama derinden değişiyor.
Artık markanız ile potansiyel müşteriniz arasında yeni, duygusuz ve son derece rasyonel bir katman var: AI Agent’lar.
Karar verici koltuğundaki bu yeni tüketici sınıfının gözleri yok. Web sitenizin şık tasarımı, etkileyici banner’ları veya duygusal reklam filmleri onları etkilemiyor.
Onlar görmüyor, sadece okuyor ve işliyor.
McKinsey'nin Ekim 2025 tarihli
“İnternete Yeni Giriş Kapısı”
raporunda belirttiği gibi; dijital dünyanın kapısı artık bir arama çubuğu değil, bir sohbet penceresi.
Ve bu kapıdan içeri girmek için gereken anahtar "clickability” değil, "readability”.
Veri Tanrısına Ne Sunuyoruz?
Eskiden amacımız bir insanı sitemize çekmekti. Şimdi ise amacımız, bir yapay zeka modelinin hafızasında ve tavsiye listesinde yer alabilmek.
İşte pazarlamanın yeni varoluş sancısı burada başlıyor:
Yapay zeka, markamızı bir "cevap" olarak mı görüyor, yoksa görmezden gelinen bir "gürültü" olarak mı?
Bu sorunun cevabını Doç. Dr. Murat Levent Demircan, HBR Türkiye’deki
"Dijital Dünyanın Sessiz Sonu"
makalesinde çok net bir şekilde veriyor.
Levent hocam’a göre rekabet artık arayüzlerde değil, derinlerde yaşanıyor. Dijital dönüşümün rekabeti platform seviyesine yükselttiği dönem bitiyor; yapay zeka ile birlikte rekabet tekrar bir "pivot" yapıp veri seviyesine taşınıyor.
Artık kurumların, insanlara şık görünen web sitelerinden ziyade, yapay zekayı besleyen birer "dijital veri kütüphanesine" dönüşmesi gerekiyor.
“En makbul veriyi yapay zeka tanrısına kurban edenin duaları kabul edilecek.”
İşte o duanın kabul edilip edilmediğini, markamızın o kütüphanede ne kadar yer kapladığını ölçtüğümüz yeni metriğimizin adı:
Share of Model.
Yeni Dünyanın Karnesi: Neyi Ölçmeliyiz?
Veri seviyesinde rekabet, ölçümleme alışkanlıklarını da değiştiriyor. Tıklama oranları veya sayfa görüntülemeleri, bir yapay zeka agent'ının markanızla kurduğu ilişkiyi açıklamaya yetmez.
Yeni dönemde pazarlamacıların hayatına şu üç temel metrik girmeli:
- Share of Model (SOM): Kategorinizle ilgili milyonlarca simülasyonda markanızın ne sıklıkla cevap olarak belirdiğini ölçer. LLM dünyasında ikinci sayfa yoktur.
- Share of Recommendation: Markanızın sadece bir seçenek mi yoksa doğrudan çözüm mü olarak önerildiğini gösterir.
- Human-AI Gap: İnsanların bildiği ama makinelerin tanımadığı markalar için oluşan farkındalık uçurumu.
Çözüm: Bir “Departman” Değil, Bir “Zihniyet” Olarak AEO
Share of Model’ı artırmak bir keyword çalışması değildir.
Çözüm, Agentic Engine Optimization (AEO) olarak adlandırabileceğimiz stratejik dönüşümde yatıyor.
AEO; IT, Pazarlama, Satış ve Müşteri İlişkileri ekiplerinin tek bir "veri gerçeği" etrafında birleşmesini gerektirir.
Çünkü agent’lar kopukluğu sevmez, bütünsel tutarlılığı sever.
Özetle; 2026'da AI Agent'ların bizi görmesi, varlık ile hiçlik arasındaki o ince çizgi.
Pusulamız artık netlik ve güven olacak.
Bir sonraki yazıda; GEO (Generative Engine Optimization), yapısal veri mimarisi ve makine okunabilirliğinin pratik yollarını inceleyeceğiz.
Kaynaklar:
- Forrester Predictions 2026: The Race To Trust And Value – Sharyn Leaver
- McKinsey & Company – New Front Door to the Internet
- INSEAD & Jellyfish – Meet the Model
- Doç. Dr. Murat Levent Demircan – Dijital Dünyanın Sessiz Sonu
Başlık ilhamı: Vizontele – Yılmaz Erdoğan